29. Tarihi Türk Evleri Haftası

“TRAKYA’DA BİR UMUT : KIRKLARELİ” SONUÇ BİLDİRGESİ 
29. TARİHİ TÜRK EVLERİ HAFTASI / 9 – 15 Mayıs 2011
“TRAKYA’DA BİR UMUT : KIRKLARELİ”
SONUÇ BİLDİRGESİ

Alışılageldiği gibi her yıl Tarihi Türk Evleri Haftası, İstanbul’da başlatılır ve konu edinilen yerleşim yerinde sonlandırılır. 29. Tarihi Türk Evleri Haftası da, İstanbul’da 9 Mayıs’ta başlatıldı ve daha çok Kırklareli kentinin çevre yerleşimleriyle birlikte tanıtıldı. Coğrafi konumu ve tarihsel kimliği irdelenerek gelişme ve değişim süreci tartışıldı, koruma sorunları ortaya çıkarılmaya çalışıldı.
12 – 15 Mayıs 2011 günleri öncelikle Kırklareli kent içi ve çevresindeki ilçe, belde, köyler ilk yerleşim arkeolojik alanlarında inceleme gezileri yapıldı. 14 Mayıs 2011’de Kırklareli Üniversitesi Konferans Salonunda, Yayla bölgesindeki kentsel sit ve koruma alanlarının restorasyon sorunları, tarihsel kimliğe zarar veren apartmanlaşma ve az katlı geleneksel kent dokusu yerine yüksek yapılaşmaların yaygınlaşma eğilimleri tartışıldı. Doğru yerleşim modelleri örnekleri sunuldu. 
1. Geleneklerine bağlı toplumumuzun kültür ve doğal varlıklarını korumak, yaşatmak ve geliştirmek esastır.
Toplumumuzun her alanda bu konuya hassas olmasına rağmen geleneksel mimarisini gözden çıkartıp rant amaçlı imar politikalarına duyarsız kalması değerlendirilmiş ve aşağıdaki sonuçlar belirlenmiştir.
A – Genel ve toplumsal ekonomideki emlak rantı egemenliğine son verilmelidir.
Henüz aşırı mertebelere ulaşmamakla birlikte bu konudaki tehlike sinyallerine son verecek yasal, yönetsel ve kurumsal önlemler alınmalıdır. Kent topraklarının yalnızca rant amaçlı kullanımını hedefleyen imar ve şehircilik düzenini etkisiz kılacak bir imar ve kimlikli kentleşme reformuna acil ihtiyaç vardır.
B – Toplumun sosyal güvencesi sağlanmalı ve korunmalıdır.
Ülkemizde sosyal güvenceden yoksun bırakılan toplum, mülk sahipliğini yegane gelecek güvencesi olarak gördüğünden kültürel varlık niteliğindeki eski evlerin apartman dairelerine sahip olma beklentisiyle yık – yap – sat sektörüne teslim edilmesi, bugünkü kişiliksiz kentsel çevreleri yaratmış ve koruma bilincinin gelişememesi sonucunu getirmiştir. Bu nedenle halkın geleceğini emlak sahipliliği ile değil, sosyal devlet anlayışıyla güvenceye alınabileceği bir sistemin de acilen kurumsallaşması mimari kültür varlıklarının korunması açısından önem kazanmaktadır.

2. Kentsel korumada kamu kurumları kadar toplum da sorumludur.
Ülkemizde taşınır – taşınmaz, somut ve somut olmayan kültürel ve doğal varlıkların mekansal değerinin korunmasından yalnızca kamuyu sorumlu tutmak yeterli değildir. Toplumun dernek, vakıf, kooperatif, meslek odaları gibi örgütlü kesimlerinin ve hatta bireylerin dahi anayasal sorumluluğu olduğu kabul edilmesiyle sorunlar aşılabilecektir. Başarılması için;
A – Kentteki duyarlı kesimler örgütlenmelidir.
Sivil inisiyatifi etrafında örgütlenerek değerlere sahip çıkmaları, koruma bilincinin yaygınlaşması yönünde sürekli ve kesintisiz etkinliklerde bulunmalarına olanak verilmelidir. Kamu kurumlarının ve yerel yönetimlerin kentsel kimlik ögelerini yaşatarak korumalarına, demokratik baskı gücü oluşturmalarına ve bu amacı içeren kentsel koruma projelerinde ve uygulamalarında örnekler yaratmak üzere işbirliği ortamını güçlendirmelidirler. Yanlış uygulamalara karşı sivil uyarı ve eleştiri özgürlüklerini değerlendirebilecekleri gibi, doğru uygulamalarda sorumluluk üstlenmeleri sonuç alıcı başarıların temel nedenini oluşturmaktadır. Kırklareli’nde bu potansiyel vardır ve ihmal edilmemelidir.
B – Kentlerde kültürel ve doğal varlıkların yaşatılması yerel sorumluluk olduğu kadar ulusal ve evrensel bir yükümlülüktür.
“Kimler tarafından yapılırsa yapılsın, nerede bulunursa bulunsun, kültür varlıkları tüm insanlığın ortak mirasıdır”, uluslar arası ilke kararıdır. Bu nedenle yurttan ve dünyadan katılımların da sağlandığı koruma çalışma anlayışını zorunlu kılmaktadır. Bu konuda başarı elde eden kentlerimizdeki konuya duyarlı ulusal beraberliklerin de önemli payı vardır. Bu nedenle üniversitelerimizin Kırklareli’ndeki sivil inisiyatif çalışmalarına katılım ve desteklerinin sağlanacağı bir çalışma ortamının güçlendirilmesi hedeflenmelidir.

3. Korumada tekil yapıların restorasyonu ile yetinilmemelidir.
Korumanın yalnızca elde kalan eski yapıların restorasyonuyla sınırlı kaldığı uygulamalar olumlu teknik sonuçlar verse bile, bunun geçmişten gelen kimlikli kentsel mekanların ve toplumsal ilişkilerdeki insaniliğin de yaşatılmasıyla desteklenmesi gerekir. Bu amaçla;
A – Kentin tarihi ve geleneksel çarşı, pazar ve arastaları gelecek nesile esin kaynağı oluşturacağından korunmalıdır.
Sosyal, ekonomik, kültürel, sanatsal ve inanç mekanlarını olumsuz etkileyen, kent insanlarının sevgi ve saygıya dayalı ilişkilerini yozlaştıran, esnafımızı ekonomik dar boğaza sokan azman süper market, iş merkezi, sergi ve fuar benzeri uygulamaların kent dışına çıkarılması gerekmektedir.
B – Yerleşmenin kent merkezinde ise geleneksel çözümler örnek alınarak tasarlanacak çağdaş yapılarla alışveriş mekanları oluşturulmalıdır.
Yeni yerleşim alanlarında günübirlik ticari aktivitenin malı satanın ve alanın yüzyüze görüşebildiği ve anlaşabildiği gerçek alış-veriş ortamlarının tasarlanması hedeflenmelidir.

4. Kırklareli gelişme ve dönüşüm planları günümüze mutluluk, geleceğe umut verebilmelidir.
Kent içinde koruma amaçlı, gelişme alanlarında ise revizyon imar planları çalışmaları kentsel tasarım projeleriyle destekli olarak hazırlanmalıdır. Yeni koruma, yaşatma ve geliştirme şehri, kasabaları, beldeleri, köyleri ve arkeolojik alanları bütünleşik bir koruma amaçlayan, güncel gereksinmeleri çözen ve gelecek nesillere ilham kaynağı olabilen bir imar planlaması modeli uygulanmalıdır. Böylece mimarlık ürünlerinin en görkemlisinden en basitine kadar, hatta tescili bile olmayan günümüz yapılarının kent dokusuna katkısı varsa tümü, çevresiyle birlikte benimsenecek bir perspektif içinde araştırılmalı, değerlendirilmeli ve planlanmalıdır.


A – Koruma amaçlı imar planları iyileştirilmelidir.
Korunarak, yaşatılarak ve geliştirilerek tescilli yapıların çevresinde boş ya da boşaltılması gereken eksik kalmış, karakteri bozulmuş hatta çirkinleşmiş boş arsalarda özellikle o bölgenin mimari karakterinin çağdaş tasarımlarla yorumlanarak yok olmuş eski binaların yerine yapılacak yeni binaların etkilenme alanları için uygulanacak statülerle hazırlanması ve uygulanması zorunlu olmalıdır. Ölçüleri geleneksel siluet içinde benimsenecek standartlarda olanlara ise basit onarımlarla cephe estetiği kazandırılmalıdır.

B – Koruma amaçlı gelişme planları iyileştirilmelidir.
Tarihi kent dokusu azalmış olsa bile kentin içinde sokak ve meydan formları, mahalle, semt ve nitelikli yapı gruplarının ortaya çıkardığı adalardan oluşmuş özgün değerlerin yer aldığı alanların korunması esas olmalıdır. Kentin iyileştirilmesi amacıyla müdahale edilen ve edilecek alanların mevcut ve yeni yapılaşmalarıyla yeniden kimlik kazandırılması, yayalaştırılmış meydanların, sokakların ve toplu taşımaya açık caddelerin insan ölçeği unutulmadan tasarlanması, etrafı duvarlarla çevrili siteler yerine mahalle birimlerinin ve semtlerin canlandırılması hedeflenmelidir.

C – Gelecek için umut planları ve kentsel tasarım projeleri hazırlanmalıdır.
Kırklareli kentinin mevcut planlarında belirlenmiş iskan alanlarında ya da mücavir alanlarında uygulanmak istenen toplu konut yapılaşmasında; geleceğe örnek olabilecek niteliklere sahip, yükseklikleri üç katı aşmayan, insanları mutlu kılabilecek iç ve dış mekan tasarımlarıyla hazırlanacak örnek projeler hayata geçirilmelidir.
– Kullanıcıları belli olanlar için yapılacak işlem: 
Örgütlü mesken talebinde bulunanların ev sorunlarının öncelikle çözümlenmesi mümkündür. Bu konudaki en etkin çözüm kooperatif modelidir. Toplu Konut İdaresi gibi çok ortaklı şirketler oluşturularak kullanıcıyı önceden belirlemek mümkündür. Ancak, bunu rant aracı olarak kullanmak son derece zararlı olabilir. Artan kent nüfusuna hitap eden bir iskan modeli olarak değerlendirmek gerekir.
– Kullanıcıları belli olmayanlar için yapılacak işlem: 
Örgütlü olmayan kesimler için yapılacak çalışmaların başında kentlinin genel iskan sorunlarının araştırılması gelir. Geleneksel ev mekanları envanteri de esin kaynağı olarak kullanılarak evlerde esnek mekanlardan oluşan meskenler tasarlanır. Böylece gelenekten geleceğe iskan kültürünü taşımak mümkün olabilir.

Her iki modelde de, kentte yaşayanların hem ev mekanları kullanımında mutlu olmalarını sağlamak, hem de dış mekanlarda dinlenme, açık alan etkinlikleri ve rekreasyon alanları oluşturularak insanların birlikte yaşamalarını kültürel ve sanatsal aktivitelerle anlamlı kılmak mümkündür.

5. İlçeler, Beldeler ve Köyler.
Kırklareli’nin çevresinde yer alan yerleşim alanları, Batı Karadeniz kıyılarına kadar uzanan Istranca dağları, tepeleri, küçük vadiler, verimli tarım alanları, ormanlarla ülkemizin olağanüstü güzellikleriyle bezenmiş bir bölgedir. Buralardaki yerleşimlerin bazıları tarihi karakterini korumaktadır. Bazıları ise tamamen yenidir. Buna rağmen üniversiteler, dernekler, vakıflar ve meslek odalarıyla birlikte araştırmalar yapılarak her yerleşim yerinin sosyo-ekonomik, kültürel ve sanatsal yönlerini de ihmal etmeden hazırlanacak bütüncül, katılımcı, iyileştirici planlarla gelişmeleri sağlanmalıdır. 
Bu konuya açıklık getiren, 1964 Mayıs ayında UNESCO’nun İtalya’da düzenlediği uluslar arası toplantıda oluşturulan Venedik Tüzüğü’nün Tanımlar başlığındaki 1. Maddesi aynen aşağıdaki ifadeleri taşımaktadır.
“Tarihi anıt kavramı sadece bir mimari eseri içine almaz, bunun yanı sıra büyük sanat eserlerini değil, aynı zamanda kültürel anlam kazanmış daha basit eserleri de kapsar.”
Ayrıca, 1975’de Amsterdam’da yapılan toplantıda, Venedik Tüzüğünü daha da geliştiren açıklamalar konuya netlik kazandırmıştır. Bütünleşik koruma ilkelerini uygularken kentsel ya da kırsal alanlardaki süregelen toplumsal ve fiziksel gerçeklerin hesaba katılması gerektiğini, geleceğin geçmişin pahasına kurulamayacağını vurgulayarak “Yerel yetkililerin, mimarlık değerlerinin korunmasında özel ve yaygın sorumluluklarının olması gerektiğini” belirtmiştir.

Ülkemizde Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Atatürk , kültür varlıklarımızın önemi öne çıkarılarak geleceğimizin mimarisinin modern ama kimliğimizi koruyarak yapılabileceği hedefini göstermiştir. Ancak, 1950’li yıllardan bu yana bu hedefler ihmal edilmiş ve kentlerimiz hak ettikleri nitelikte geliştirilememiştir. 
Son şansımız, Trakya’da bir umut: KIRKLARELİ’dir.

TÜRKEV
TÜRKİYE TARİHİ EVLERİ KORUMA DERNEĞİ